DOLAR 1.512 - EURO 1.941 - ALTIN 61.02 - IMKB 59443
Cuma 3 EYLÜL 2010
Gün ortasında dolar 1,506 TL, euro 1,933 TL Ülkelerin borsalarındaki son durum "Acele edin yoksa deliller yok edilecek" Dünyayı ayağa kaldıran cani kız yakalandı -video- İstanbullulara bayramda yüzde 50 indirim müjdesi YÖK Başkanı Özcan: Hatamızı telafi edeceğiz Yangınlar yeniden başladı: 5 ölü, 14 yaralı Diyarbakır Erdoğan'ın ziyaretine hazır Fransa Antrenörü Collet: Türkiye maçı zor olacak Genelkurmay Başkanı Koşaner, Başbakanlık'ta habertaraf.com
 
 
 
Evet diyoruz, neden mi?
 
 
 
 
Mustafa YOLCU
Ankara İncek imar planı
 
 
 
Okur Temsilcisi
Hırsızlığın yeni adı: Bir internet sitesi
 
 
 
 
Bruce Willis'e ruh veren adamın ölüm yıl dönümü
 
 
 
 
 
Bugün
Adem Yavuz ARSLAN
Evet çıkarsa çeteler biter
 
 
Hürriyet
Ahmet HAKAN
Sorulara sorularla cevap veriyorum
 
 
Star
Ahmet KEKEÇ
Bedri ile Fazıl
 
 
Milliyet
Çetin ALTAN
Af...
 
 
Akşam
Çiğdem TOKER
Gül'ün Bosna Hersek'e mesajı: Bölünerek bir yere varamazsınız
 
 
Sabah
Engin ARDIÇ
Anayasa Mahkemesi Partisi
 
 
Bugün
Esra UÇAR
Allah belanızı versin deyip geçip gidecek miyiz?
 
 
Milli Gazete
Gökçen GÖKSAL
Edebiyat ve kuram
 
 
Sabah
Haşmet BABAOĞLU
İnternet kuşağı çocukları gerçek dünyayı seviyor
 
 
Vatan
Hikmet BİLA
12 Eylül 'tatilci'lerine...
 
 
Yeni Şafak
İbrahim KARAGÜL
Akdeniz'deki sır ölüm, semboller, bağlantılar..
 
 
Radikal
Mehmet Ali KIŞLALI
Asker- medya ilişkileri nereden nereye?
 
 
Vakit
Merve KAVAKÇI İSLAM
Obama’nın Müslümanlığı
 
 
Vatan
Mustafa MUTLU
Gözyaşınıza sahip çıkın Sayın Başbakan... Ya da bir daha ağlamayın!
 
 
Zaman
Mustafa ÜNAL
Gül: Biz de milli takımız
 
 
Sabah
Nazlı ILICAK
Nurettin Veren ve The Cemaat'te yeni bir ihanet!
 
 
Radikal
Oral ÇALIŞLAR
230 bin 'zorunlu asker' 'angarya sektörü'nde
 
 
 
 
Harun KABAN
 
Alper GÜRKAN
 
Ahmet HAKAN
 
Mustafa YILDIZ
 
Kevser TOPKAR
 
 
 
Irmağın kıyısında kaybedenler

Fahrettin DAĞLI
[email protected]
 
 
Kur’an’da Tâlût ve Câlût kıssası anlatılır. Belki çoğumuz geçmiş kavimlerin hikâyelerini çok üzerinde düşünmeden okuyup geçeriz.

Kur’an’ın ayetleri bizlere geçmişin hikâyelerinden nakil yapmıyor. Özel olarak bir ırkın zaaf ve ihanetlerinden de bahsetmiyor. Ezel ve ebed ilmiyle kullarının zaaflarını en iyi bilen Rabbimiz insanoğlunun her dem yaşayabileceklerine, akıbetine dikkat çekiyor.

Hz. Davud’un kavmi zalim Câlût’un ordusuna karşı gönüllü olarak savaşmak, üzerlerindeki zulmü bertaraf etmek istiyorlardı.

Önce Peygamberleri Hz. Davud’a: “Bize kumanda edecek bir hükümdar gönder, Allah yolunda muharebe edelim.” diye talepte bulundular.

Hz. Davud onlara: “Size farz kılınırsa muharebe yapmaktan kaçınmayasınız?”diye sordu. Bunun üzerine bütün cemaat: “Biz niye Allah yolunda muharebe etmeyelim? Yurtlarımızdan çıkarıldık evlâtlarımızdan olduk.” diye cevap verdiler.

Peygamber onlara: “Allah ü Teâlâ size Talut'u hükümdar olarak gönderdi.”dedi.

Onlar ise: “O bize bizim üzerimize nasıl hükümdar olur? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız, hükümdar olmak ondan ziyade bizim hakkımız ona bir mal genişliği de bahşedilmiş değil.” diye itiraz ettiler.

Cevaben o Peygamber dedi ki: “Allah’ü Teâlâ onu seçip üzerinize katî surette hükümdar tâyin etti, ona ilimde, cisimde maddi ve manevî ziyade bir inkişaf ve genişlik verdi. Maddeten iri, güçlü, kuvvetli, güzel; manen din ilmi, siyaset, idare bahşedip harpte sizden yüksek yarattı. Hükümdarlık ve kumandanlık için esas olan şartlar da budur. Yoksa veraset ve neseb değildir.”

Tâlût ordu ile hareket edince: “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah sabredenlerle beraberdir”.

Tâlût’un askerleri Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”

Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. (Bakara 246-251)

3 Kasım imtihanı

Evet, şimdi bu kıssadan günümüze bir çıkarımda bulunalım.

Bu gün hangi ırmağın kenarında bulunuyoruz. Irmağı geçenler kim? Irmağa ağzını dayayıp, dolu dolu içenler kim? Kim kazandı? Kim kaybetti?

Geçmişin dava adamları, aksiyonerleri, mücadele insanı ilk defa ciddi olarak 3 Kasım 2002’den bu yana ırmakla imtihan edilmektedirler.

Geriye dönüp baktığımızda nereden başladık? Şu an neredeyiz?

Kur’anın bu anlatılan kıssasına kendimizi muhatap kılalım. Rabbimizden ne talep ettik ve neyle karşılaştık?
Karşılaştığımız çetin imtihanı kazandık mı? Kaybettik mi?

Göğsümüzü gere gere kazandığımızı söyleyebilir miyiz? Bu cesareti ve kararlığı kendimizde görebiliyor muyuz?

3 Kasım 2002 ile birlikte gelen iktidar imkânlarının bize sunduğu nimetlere karşı ne kadar istekli olduk veya olmadık?

Bu süreci yaşayan ve gözlemleyen biri olarak geriye dönüp: “Nerede başladık? Şu an neredeyiz?” sualine kendimi muhatap kıldığım zaman, bütün susamışlığımıza rağmen ırmağın suyuna iltifat etmedik, diyemiyorum.

Irmağın suyuna iştahla saldıranlar

Tam aksi zincirden boşalırcasına, büyük bir şehvetle ırmağa hortumlarımızı daldırdığımıza tanıklık ettim.
Neyi umuyorduk? Hangi hayalleri besliyorduk? Bir asırdır çekilen çilelere karşı beklentimiz neydi?

Yeni bir yüzyılın başında Rabbimiz bize yol açmıştır? Önümüze bir nimet sermiştir. Önümüzdeki taşları kaldırmıştır. Adeta bize, çektiğiniz bunca zulme, haksızlığa, göstermiş olduğunuz sabır ve mücadeleye karşı alın size bir ikram, bir müjde, demektedir.

Peygamberlerine olduğu gibi mümin kullarına karşı da cömert olan Allah(cc) nimetlerin kapılarını araladı.

Bize düşen neydi?

Adeta yaraşırcasına bu nimetlere iştahla ve şehvetle saldırmak mıydı? Yoksa iltifat etmeyip, sabırla ve sağlam bir duruşla nihai amaca ulaşmak mıydı?

Maalesef biz birincisini tercih ettik. Ne kadar susadığımıza, ırmağı iştahla ve şehvetle ağzımızı dayadığımıza şahitlik ettik.

Arkadaşlarımızın çok basit iltifatlara nasıl tav olduklarını gördük. Reel-politiğin gölgesine sığınıp nasıl sıvıştıklarını gördük.

Dünün kahramanlarının, aksiyonerlerinin nasıl cüceleştiklerini, basitleştiklerine gördük.

Kaybetmekle karşı karşıya bulunduğumuz bir mücadelenin hikâyesidir bu. Savruluşlarımızın, sapmalarımızın arasında ıskaladığımızın gerçeğidir anlattığımız.

İktidar eden arkadaşlarımız lütfen şu suallere kendilerini muhatap kılsınlar: “On yıl, yirmi yıl önce ne hâldeydik, tasavvurlarımız, hayallerimiz neydi? Mübarek hedeflere uygun nasıl bir hayat, nasıl bir mücadele içindeydik? Şu an ne hâldeyiz? O gün ki hedeflerimizden hangi kırıntılar kaldı? Zafere olan inancımızı yitirdik mi yitirmedik mi? Şu an geleceğe dair mübarek hangi umut ve emellerimiz kaldı?”

Bu suallere soğukkanlı bir şekilde cevap verebilirsek, buraya kadar anlatmak istediklerimin bir anlamı olabilir. Aksi takdirde benimki de bir hikâye anlatımından öteye geçemez.

Söylediklerimi abartılı görenler olacaktır. Hâlbuki özelimize dair anlatılacak o kadar çok hikâye var ki maalesef bu köşede yazamıyorum.

Irmağın suyuna iltifat etmeyenler

Kaybeden o kadar kahramanın hikâyesi vardır. Dayanamayıp, ırmağa ağzını dayayıp, bir türlü çekemeyen arkadaşlarımızın, kardeşlerimin hikâyesine bizzat tanıklık ettim.

O kadar çok hikâye var ki, eh bir gün şartlar el verirse bunun kitabı yazılır. O gün kaybedişimizin hikâyesi bütün çıplaklığı ile resm edilir. Bu gün bağrımıza taş basıp, dilimize düğüm atıyoruz.

Şu bilinmelidir ki nefsine galip gelemeyenler düşmana galip gelemezler. Ne kadar haklı bir davaya sahip olursanız olun, onun uğrunda sıkıntıya, mahrumiyete katlanamıyorsanız mağlubiyetle karşı karşıyasınız demektir.

Allahın davasının bize ihtiyacı yok. Hâlbuki biz ona muhtacız. Allah davasının zaferini kalabalık ve niteliksiz ordulara bahş etmez. Bütün susamışlıklarına rağmen ırmağın suyuna iltifat etmeyen Bedir ordusu kadar (yani 313 kişi) olan bir orduya 80 bin kişilik orduyu saman çöpü gibi attırır. Burada önemli olan niteliksiz çoğunluklar değil. İnanmış, kararlı, fedakâr, inkılapçı topluluklardır.

“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”(Bakara 250)

 
31 Ağustos 2010 - 00:02:48
 
 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.502
1.512
 
 Euro
1.926 1.941
 
 Sterlin
2.310 2.350
 
 Altın
60.58 61.02
 
 IMKB
59443  
 
 
Yurttaş temelli mi, inanç temelli mi?...
 
Kılıçdaroğlu, Milliyet yazarı Devrim Sevimay'a konuştu. “Biz hiçbir zaman insanları etnik kimliğiyle değil hep yurttaş temelli gördük.' diyerek Anayasaların etnik değil, yurttaş temelli hazırlanacağı dersini veren Kılıçdaroğlu, partisinin insanları inanç temelli ayırmasına değinmedi.
 
 
 
 
  Yeşilçam'da oluşturduğu kötü karakterle bir döneme damgasını vuran sanatçı Nuri Alço'nun ölmeden önceki son arzusu ne?  
 
 
 
  CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'PKK'ya genel af' talebi 'ruh ikizi' MHP kanadından ters tepkiler aldı. Kılıçdaroğlu'nun 'evetçi sanatçılar' Sezen Aksu ve Orhan Pamuk'u da telefonla arayıp görüşmesi ülkücüleri iyice kızdırmaya başladı.    
 
 
 
 
Kılıçdaroğlu'nun referandum sürecindeki performansını nasıl buldunuz?
 
Başarılıydı. Tam bir lider olduğunu ispatladı.
 
Başarılı olup olmadığı 13 Eylül'de anlaşılır.
 
Başarısız. Sözünün arkasında durmuyor. Sürekli geri adım atıyor.
 
Kılıçdaroğlu'ndan lider olmaz. Yakında partiyi yine Baykal'a kaptırır.
 
 
 
 
 
 
 





 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak Betwinner gösterilmeden kullanılamaz.


  mostbet
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin