DOLAR 1.603 - EURO 2.180 - ALTIN 69.40 - IMKB 64478
Cuma 4 ŞUBAT 2011
Fenerbahçe Ülker: 80 - Zalgırıs Kaunas: 72 Hindistan'daki tren kazası: 19 ölü Kuzey Kafkasya'da kafe tarandı: 4 polis öldü BEŞİKTAŞ'TAN GOL YAĞMURU Mısır'daki gösteriler: 1 ölü, 403 yaralı "10 yıldır paşaları operasyonda görmedim" Davutoğlu, Mısır için Katar'a gidecek "Mübarek'in sonu Şah'ınki gibi olacak" OTOBÜS DEREYE UÇTU: 7 KİŞİ ÖLDÜ Erdoğan, Türkiye-Kırgızistan İş Forumunda habertaraf.com
 
 
 
TESEV Ortadoğu raporunu yayınladı
 
 
 
 
Mehmet ALKIŞ
Bediüzzaman'ı doğru anlamak
 
 
 
Okur Temsilcisi
İlginç videolar
 
 
 
 
Defne Joy Foster hayatını kaybetti
 
 
 
 
 
Yeni Şafak
Abdülkadir SELVİ
Tanka çıkacağına İnce'yi sustur
 
 
Star
Ahmet KEKEÇ
Pespaye olma... Çalış!
 
 
Bugün
Ahmet TAŞGETİREN
Türkiye'nin örnekliği
 
 
Zaman
Ahmet Turan ALKAN
Kar mı yağmış yüce dağlar başına?
 
 
Radikal
Akif BEKİ
İsyan ahlakı ve CHP
 
 
Bugün
Ali Atıf BİR
El Cezire'den CHP'ye dersler
 
 
Milliyet
Aslı AYDINTAŞBAŞ
Erdoğan açıkça “Git artık” dedi
 
 
Radikal
Cengiz ÇANDAR
Tebrikler: Mısır'ın halkına ve Türkiye Başbakanı'na
 
 
Akşam
Çiğdem TOKER
Susarak konuşmak
 
 
Akşam
Deniz Ülke ARIBOĞAN
Mısır üzerinden İsrail'e bakış
 
 
Star
Ergun BABAHAN
Seçime sadece 4 ay var lavuklar
 
 
Posta
Mehmet Ali BİRAND
Bu bölgede soft power yetmez...
 
 
Millî Gazete
Mehmet Şevket EYGİ
Diktatör İslam'a karşı idi
 
 
Sabah
Nazlı ILICAK
Yüksek Yargı'nın ve AK Parti'nin çelişkileri
 
 
Yeni Akit
Nusret ÇİÇEK.
Barolar Birliği Başkanı ne diyor?
 
 
Vatan
Ruşen ÇAKIR
Türkiye Mısır’a benzer mi?
 
 
Yeni Şafak
Salih TUNA
AKP'ye oy veren herkes aptal öyle mi?
 
 
 
 
 
 
Modernleşmenin buhranlı meseleleri

Lütfi BERGEN
[email protected]
 
 
Müslümanların küresel dünya sistemi (Batı modernliği) içinde yer almak meselesinde itiraz ettikleri şey modernleşme durumunun kendisi olmadı. Modernleşmenin Müslüman toplumları dönüştürmesi Rus ve Osmanlı (sonra Cumhuriyet) “yenileşmesinin” “tepeden aşağı” karakteriyle ilgili olduğu ölçüde problem halinde kavrandı. Yani modernleşme toplumsal alanın “dışarıdan”  gelen etkiler tarafından güdülenmiş sürecinin felsefesidir. Önce “Modernleşme” kavramının neyi ifade ettiği hakkında bir değerlendirme verilmeli:  1. Modernleşme, tarıma dayalı toplumdan makine üretimine ve mal mübadelesine dayalı endüstriyel topluma dönüşü ifade eder,  2. Geleneksel topumdan sanayi toplumuna geçmek, ilerlemeci bir tarih anlayışının ürünüdür. Geleneksel toplumların sınıfları olan aristokratlar/ soylular ve avam tabakalar sanayi toplumunda çözülür ve endüstri düzeninin sağladığı faydalar bu çözülmeyi dengeler, 3. Sanayi toplumunun ortaya çıkışında görülen sınıf çatışmaları geçiş döneminin sıkıntılarıdır. Bunlar, toplu sözleşme, oy hakkı, siyasi parti kurma gibi vatandaşlık haklarıyla aşılmıştır. 4. Liberal ve demokratik devlet kavramı çerçevesinde çoğulcu ve çok partili siyasi sistemler gelişmiştir. 5. Geleneksel toplumlar ekonomik yapıları çözülüp sanayileşmeye uğradıkça birbirine benzerler. 6. Modernleşme ve sanayi toplumu kuramı az gelişmiş toplumların gelişmemişliğini geleneksel kurumların etkisinden kurtulamamış olmalarıyla açıklar. Az gelişmişlik ancak mevcut sanayileşmiş toplumlardaki davranış biçimlerinin benimsenmesiyle alt edebilir. (GİDDENS, Anthony, Sosyoloji Eleştirel Bir Yaklaşım, Birey, 1998: 39). Giddens’in bu tarifi modernleşmenin idealize edilebilir bir proje olduğu hissine kuvvet kazandırıyor.

Ancak durum bu minvalde değil. Kautsky’den bir kavramsal çerçeve sunmam gerek: 1. Modernleşme sanayileşmeyi içermekte ise de, her sanayileşme de modernleşmeye yol açmaktadır, 2. Modernleşen toplumlarda sömürgecilik, aristokrasi, sermaye işbirliği kaçınılmazdır, 3. Modernleşme süreci başlayınca, sanayileşmenin gereklerini yerine getirecek bir entelektüel grubunun tezahürü kaçınılmaz olur ve bu grup modernleşme sürecini içeriden besleyen taşerona dönüşür, 4. Modernleştirici olarak anılan bu gruplar geleneksel güçlerle ittifak halinde iken bile toplumsal değişmeyi sanayileşmeci mecraya taşıyan hakim bir konum kazanır, 5. Sanayileşme sürecinin siyasal değişimi sağlaması bakımından sürekli yeni yeni modernleştirmeci gruplar ortaya çıkacaktır, 6. Modernleştirmecilersiyaseti kurumlaştırarak sanayileşmenin ajanı haline gelir ve bir yanda muhalefeti baskı altına alırken diğer yandan geleneksel güçleri modernleştirirler (KÖKER Levent, Modernleşme Kemalizm Demokrasi, İletişim, 1990: 34).

Osmanlı’nın Batı toplumları karşısında askeri yenilgileriyle başlayan modernleşme ihtiyacının Müslüman toplumlar için cazibe alanı oluşturduğu biliniyor. Müslümanlar önce askeri yenilgiler ve sonra da üretim ve sosyal alandaki bariz farklılıklar nedeniyle modernleşme taleplerini canlı tuttular. Modernleşmenin bütün dünyayı sanayileşmeye doğru dönüştürmesi Müslümanlar bakımından iki temelden sorunlu.

Bunlardan ilki modernlik durumunun mutlaka ve mutlaka toplumsal alana bir “kapma aygıtı” ya da sömürgecilik faaliyeti halinde girişidir. Nerede olursa olsun, modern hayat yapılarının gelenekseli çözmesi, “geleneğe” yönelik bir saldırı ile başlıyor. Bu saldırının sonucu tarımdan, göçebelikten (hayvancılıktan) çıkartılan toplumsal grupların kolonyalist bir tahakküme maruz kalmasının mutlaklığıdır. Modernlik nerede ortaya çıkmışsa, onu yeryüzünde “efendi” kılan bir “köleleştirilmiş toplumsal alan” icat edilmiş olması kaçınılmazdır. Modernlik saldırgan bir kültür yapısı getirmektedir. Bir modern adamın varolması onlarca insanın esaretine neden olacak bir toplumu tanzim etmektedir. Modernlik sayesinde ilkel ve azgelişmiş “öteki” oluşturulmaktadır. Modernliğin tüm geleneksel toplumlara “çatışma miti” ile girmesi geleneğin kırılması adına uygulanmaktadır. Bu nedenle modernlik kökeni itibariyle kolonyalist, emperyalist niteliğini bozmaz. Atom bombası ile yenilmemiş bir Japonya modernliğe geçiş yapmayacaktı. Toplumlar atom bombası atılmasa idi modernliği benimsemeyeceklerdi. Modernlik saldırgan ve köle üreten vasfı ile tebarüz etmektedir. Modernliğe geçiş yapan Müslümanlar dini inançlarının değer alanından kopmaya mecbur kalmışlardır. III. Selim’den bu yana gelen modernleşmenin sanayileşmeyi “halka rağmen halk için” zihniyetiyle pratiğe dökmesi buydu. Modernlik geleneksel toplumu sanayi toplumuna çözerken ilk elde gelenekselin varolma dinamiklerini yok etmeyi görev biliyor. İngiltere’nin kendi dokuma endüstrisini geliştirmek için Hindistan’da 50 bin dokuma tezgahı ustasının bilek ya da parmaklarını kesmesi, Amerika’nın 100 milyon Kızılderiliyi soykırıma uğratıp 50 milyon Afrikalıyı köle statüsünde ABD’ye taşıması modernliğin kolonyalist hususiyetini ortaya koyuyor. Avrupa solu teorisiyle kapitalizmin emperyalist karakterinin  liberal hukuk zeminine çekildiği düşünülemeyecektir. Modernlik tüketim talebi olmayan toplumlara yeni zamanlarda da saldırgan tavrını sürdürüyor. Amerika’nın Irak’a girmesi ve İsrail’in Ortadoğu’daki genişlemesi gelenekselin modernizasyonudur. Müslümanlar modernliği politik bir tarih haline getirdiklerinde kolonyalizmden sakınmak imkanını bulamayacaklardır.

İkinci sorun modernliğin kendisinin de sorunlu bir süreci temsil etmesinden kaynaklanıyor. Yani diyelim ki iddia edildiği üzere modern olmayı kendi ahlâkımızda sebat ederek başardık. O halde niçin Müslüman toplumun değerleri modern denilen toplumsal alanda yaşatılamıyor. Modern öncesi Müslüman toplumda var olan değerlerin günümüze taşınamamış olması bir handikap. Müslüman toplumlar modern öncesi hayatlarında sosyal hayatta sebiller, sadaka taşları, zengin- fakir aynı mahallede yaşama, kimsenin malına ve câhına yan gözle bakmama, yaşlıya bakma, muhtaca yardım, yolcuyu misafir etme, helalinden geçinme, mahremi koruma gibi değerler taşıyorlardı. Sanayileşme ile birlikte bu değerler tüketildi. Giderek modernleşme sonucunda kentlerin güvenliksiz alanlar açtığı da söylenebilir. Öncelikle zengin kesimlerin “yoksul öteki” ile  aynı mahallede yaşama imkanları iğdiş edildi ve kentin tamamı alt tabaka insanlarının oturduğu Olimpius dağının eteklerindeki düzensiz sahaya dönüştürüldü. Kente “düzen tutmaz saha” adını vermemin nedeni kentin hiçbir şekilde modernleşme öncesi hayattaki emniyeti sağlayamamasıdır. İslam’ın “geleneksel” denilen tarım ve kasaba hayatlarıyla kurabildiği bağları ve kültürü modern hayatta kurmak imkan dışı görünmektedir. Eski toplumda yoksulluk içtimai hayatın tehdidi şeklinde algılanmazken modernleşme sonrası yoksulun marjinal insana dönüşüp “gündelik direniş biçimleri” geliştirmesi ya da ahlâki bakımdan İslam ahlâkının hedeflerinden sapan duygular geliştirmesi modernliği Müslüman değerleri açısından riskli kılıyor. İftira, hakikati gizleme, başkasının önüne geçme, hırsızlık, dilencilik, şiddet uygulama, kundakçılık, başkasının malına zarar verme, sahte itaat gibi bir çok ahlâk yoksunu davranış toplumları sarıyor.

Simmel, kent sınırları belirsiz genişlikte ve kaygı üretici ‘açık alan’lar üretici bir mekandır, diyordu. Kent merkezinde kendini gösteren kalabalıklar ve geniş mekanlar; kırda yoğunlaşmış ve dar mekanlar nedeniyle teması kolaylaşlaştıran hayatla derin bir çelişki oluşturur. Kırın yoğunlaşmış ilişki biçimleri, kentlerde, kişiye her kese karşı derin kayıtsızlık imkanı veren ilişkilere dönüşür. Metropol kalabalığıyla kıyaslandığında insanın kendini böylesine yalnız, böylesine kaybolmuş hissettiği başka bir yer yoktur. Pratik hayatın hesaplı mantığı bu tavrı teşvik eder. Bireyin iç huzurunun yerini belirsiz tedirginlik, çaresiz telaş, bıkkınlık duygusu alır. Mahşeri kalabalığın muazzam sayıda insanla ticari ve mesleki ilişkisi bireyleri fiziksel yakınlıklara iter ama beraberinde insanlarla ruhsal mesafelerin oluşmasına da sebeb olur. Hemen her şey para ekonomisi içinde elde edilir. Bu ortamda birey kendini ancak diğer insanları “değersizleştirerek” koruyabilir. Öteki insanı, satıcı, müşteri, bakıcı, hizmetçi, görevli kişiler olarak görerek başardığı bu “korunma” insanlardan uzaklaşma ve onlara karşı kayıtsızlık geliştirir. Bireyin “farklı olma”, “yapmacıklık” gibi tavırlar geliştirmesi para ekonomisi ile desteklenecektir. Ürün gelişiminden koparılan işçi üretime yabancılaştırılmıştır. Ürettiği malı satın almak zorunda kalışı da yabancılaşmayı yoğunlaştırır. Tüketim kişiye meta ile ilişki kurma imkanı verir. Birey tüketerek ve tüketimi toplumsallaştıran estetik mekanlarda acizleştirilerek ezilir. Ayrıca meta bolluğu tapınağımsı panayırlarda sunulmakla bireyin illizyonunu mümkün kılan bir estetik-bolluk yanılsamasına neden olunmaktadır. Nesne bol ve ulaşılabilecek ucuzluktadır. Meta yığınının keşmekeşlik üreten, insanı yoran, alması için değil büyülenmesi için yığılan cesameti bireydeki manevi hissiyatın ifade edileceği alanları tıkamakta ve tin öldürülmektedir. Ev işi, ruhun kaçtığı fetişizme dönerse de; metalar evreni, kapalı bir dünya kurar (SİMMEL George, Modern Kültürde Çatışma, İletişim, 2009; David Frisby’nin  sunuşundan). Simmel’in çabası metropol ve toplumsal – teknolojik mekanizmanın bireyi sindirmesinin karşısında varoluşu ve direnişi korumayla ilgilidir. Kendi dışında gelişen birey üstü yapıların ezici doğasından kurtulma arayışıdır.

Modern hayatın hem yoksul yıkıcılığı üreten ve hem de ahlâk değerleri bakımından “kamil insan” anlayışını çözen  problemleri karşısında direnç göstermeye mecburuz. Müslümanların “kamil insan” zihniyetinden koptukça modernleşmenin sorunlu sürecine itiraz etme istidatlarını yitirdikleri vakıadır.

 
2 Şubat 2011 - 00:43:04
 
 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.591
1.603
 
 Euro
2.163 2.180
 
 Sterlin
2.545 2.610
 
 Altın
68.80 69.40
 
 IMKB
64478  
 
 
Son röportajıyla Defne Joy Foster...
 
Arkadaşının evinde ölü bulunan Defne Joy Foster'ın son röportajı...
 
 
 
 
  Eski başbakanlardan Tansu Çiller’in oğlu Berk Çiller ile eşi Eda Çiller, 1.5 yıllık evliliklerini sonlandırıyor. Ancak Eda Çiller’den, kayınvalidesi ile boşanmak üzere olduğu eşine şok suçlamalar geldi. Genç kadın, “Hayatımdan endişe ediyorum” diyerek savcılıktan yardım istedi.  
 
 
 
  İnternet kullanıcıları tehdit altında! Bilgisayar devi Microsoft’un yetkilileri, Internet Explorer kullanıcılarına acil güvenlik uyarısında bulundu.    
 
 
 
 
CHP lideri Kılıçdaroğlu kurultaydaki konuşmasında birçok vaadde bulundu. Siz bu vaadleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Hoşuma gitti. Destekliyor, iktidara gelirse yapacağına inanıyorum.
 
Bu kadar vaade ülkenin bütçesi yetmez. Hayalci buluyorum.
 
"YÖK'ün ve harçların kaldırılması" gibi güzel vaadlerde bulundu. Yapamasa da söylenmesi bile güzel.
 
Boş vaadlere karnımız tok. Kılıçdaroğlu iktidara gelemeyeceğini bildiği için bol keseden atıyor.
 
 
 
 
 
 
 
 





 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


  
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin