DOLAR 1.510 - EURO 1.978 - ALTIN 65.73 - IMKB 64072
Salı 30 KASIM 2010
Baronların baronu yakalandı ABD'nin karizmasını çizen asker İstanbul'da kumar operasyonu: 24 gözaltı Tokyo 6,9'la sallandı BARCELONA, REAL MADRİD'E GOL YAĞDIRDI GÖKÇEK'TEN CHP'LİLERE "GÖRÜRSÜNÜZ" İMASI! Davutoğlu: 11 Eylül doğru ifade; özür dilendi BURSA'NIN ZİRVE İNADI DEVAM EDİYOR: 2-0 Kremlin'den WikiLeaks açıklaması Rice: Diplomatlarımızla gurur duyuyoruz habertaraf.com
 
 
 
ABD, Davutoğlu'ndan rahatsız
 
 
 
 
Ahmet ASLAN
Bölgesel güç: Türkiye
 
 
 
Okur Temsilcisi
Hırsızlığın yeni adı: Bir internet sitesi
 
 
 
 
WikiLeaks'ın kurucusu Julian Assange
 
 
 
 
 
Zaman
Ekrem DUMANLI
Wikileaks'e ne kadar güvenilir?
 
 
Yeni Şafak
Fehmi KORU
Pandora'nın kutusu açıldı
 
 
Yeni Şafak
Hakan ALBAYRAK
Hani Türkiye'nin Ortadoğu açılımları Amerikan projesiydi?
 
 
Vatan
Hasan Celal GÜZEL
PKK / BDP / Apo konusunda aldanmayalım
 
 
Yeni Şafak
İbrahim KARAGÜL
Wikileaks: Neden Türkiye? Bizden neden korkuyorlar?
 
 
Zaman
İhsan DAĞI
Muz cumhuriyetinin generalleri
 
 
Vatan
Ruşen ÇAKIR
Bu taşlar çok baş yarabilir
 
 
 
 
Reha RUHAVİOĞLU
 
Aliya RAHTE
 
Adem Yavuz IRGATOĞLU
 
İlhan AKKURT
 
Necmettin EVCİ
 
 
 
İbrahim Tatlıses'in dokunulmazlığı kaldırılsın

Cüneyt ÖZDEMİR
 
 
'İbrahim Tatlıses gazeteci tehdit ederken kendisine dava açılmayacağından emin.'

Toplumsal bir cinnet tufanının ortasındayız. Şiddetin dili her yanımızı kuşatmış durumda. Bir zamanlar 3. sayfaya hapsedilen bu dil, köşelere hatta manşetlere taştı. Ünlü isimler tarafından da meşrulaştırılıyor. Böylesine gözler önünde yaşanan şiddet dalgası, tüm bir toplumu tsunami gibi altına almak üzere. Geçen günlerde küçük bir kız çocuğunu ‘küçük o...’ diye seven İbrahim Tatlıses, bunu eleştiren Habertürk yazarı Balçiçek İlter’i ‘kalemini kırmakla’ tehdit ederken bu yüzden pek bir fütursuz. Başına bir şey gelmeyeceğinden emin. Ne de olsa birilerini vurdurtup özgürce sahneye çıkabileceğiniz bir ülkede yaşıyoruz! Bunun fazlasıyla farkında. İşin kötüsü, biz de farkındayız. Türkiye’nin en ünlü türkücüsünün bir kadın köşe yazarını ölümle tehdit etmesi karşısında bırakın harekete geçmeyi, şaşırmıyoruz bile...

İbrahim Tatlıses böylesine bir mafya diliyle kadın gazeteciyi tehdit ederken hiçbir savcının kendisine dava açmayacağından, izleyicisinin azalmayacağından, hiçbir gücün içindeki o şiddet diline diş geçiremeyeceğinden gayet emin. Geçmişe baktığımızda ona bu dokunulmazlık zırhını bu ülkenin adalet ve şan şöhret sistemi bahşetti. Bizler de halay çekerek, el çırparak eşlik ettik. Lümpen bir şiddet diliyle donatılmış bu zırhı çıkaracak tek güç bu devlettir. Haydi itiraf edelim, var mı İbrahim Tatlıses’in bu tehditlerine soruşturma açtıracak, takip edecek bir İçişleriBakanı ya da Adalet Bakanı.
Yok ne yazık ki. Kimse ama hiç kimse böyle bir tehdide bile diş geçiremiyor.
Balçiçek, “Korkmadım” derken yalan söylüyor. Bal gibi korktu. Kim olsa korkar. Korkmakta yüzde yüz de haklı. Çünkü bu kurtların karşısında sahipsiz kuzular gibiyiz hepimiz. Hrant Dink’in güvercin tedirginliğini, naifliğini anlayacak bir dil yok karşımızda. Küçük çocukları ‘küçük o...’ diye seven bir dünya görüşünün gazabından ancak korkulur.

Ahmet Hakan’ın bildiği
Bunu bildiği için, Ahmet Hakan kendisini tehdit eden bir katilden korktuğunu doğru dürüst bir şekilde itiraf ediyor. Çünkü biliyor ki Mehmet Ali Ağca’nın Ahmet Hakan’ı tehdit etmesi sadece sözlerde kalacak masum bir eleştiri değil. İşin ucunda öldürülmek var. Şakası yok...
Peki bu tehditler karşısında bizi kim koruyacak? Var mı sahi orada sesimizi duyan biri?
Var mı?

Hayko’nun yumruğu
Öyle bir konser ki aslında Hayko’nun sizi yumruklaması geremkez, zaten dayak yemişe dönüyorsunuz. Ünlü rockçı cehenneme fon müziği olabilecek bir performans sergiliyor. Bir ara mikrofonu bırakıp bir izleyiciye yumruğu patlatıyor. İzleyiciyle nasıl bir gerginlik oldu anlamak imkânsız, zira o sırada Hayko Cepkin elindeki mikrofona doğru kükrüyor. Yanlış okumadınız, bildiğiniz kükremek işte... İnsanın zaman zaman çileden çıktığı anlar olmuyor değil; ama Hayko Cepkin gibi efendi görünüşlü bir sanatçının izleyiciyi yumruklamasını onaylamak mümkün değil. Politik doğruculuk adına söylediğimi düşünmeyin.
Aynı yolu izleyecek olsam, benim de her hafta kafamı attıran bir iki konuğumu stüdyoda dövmem gerekir. İzleyici ve konuk dövmek fevkalade sakıncalı. Zira sonu yok!

Hıncal ‘Abi’ ile polemik
Her köşe yazarı bunu tadacaktır. Bir kader gibi. Ne yazarsanız yazın bir noktada Hıncal Uluç üzerine alınacak ve size cevap verecektir. Önce biraz itişme, ağır sözler, sonra kendinize geldiğinizde bir de bakmışsınız siz de ‘Hıncal Abi’ klanına katılmışsınız. Mesele Hıncal’a saldırmanın dayanılmaz cazibesi değil, Hıncal’ın herkese saldırmasının dayanılmaz ağırlığı. Ortaköy’de arkadaşının kafesinde oturup cappicino içmeyi halka karışmak olarak pazarlayan bir Hıncal’a ne desem az gelecek. Her konuda anlaşmamız şart değil. Tüm basında şehircilik, mimari ve trafik konusuna kafasını takan şunun şurasında zaten iki kişiyiz. Daha çok yollarımız kesişir Hıncal Uluç ‘abi’ ile...

Bir domuza selam durmak
Fıkra olarak anlatsanız “Bu kadar da olmaz” diyeceğimiz olayların, sıradan hayat gerçekleri olarak önümüzden resmigeçit töreni yaptığı bir ülke burası. Sırf bu yüzden bile “Varlığım Türk varlığına armağan olsun!” Geçen gün Mardin’in kurtuluşu törenlerle kutlandı. Mardin’in aslında hiç işgal edilmediği ise törenlerden sonra anlaşıldı. Neyse ki Edirne gerçekten işgal edilmişti ki hak ettiği gibi bir kurtuluş günü tertip edildi. Bundan sonra yaşananlar ise bir avcı fıkrası olsa az gelir. Biliyorsunuz, bizde tören demek, rap rap adımlarla devletin önünden geçit töreni yapmak demektir. Edirneli avcılar bir gece önce ava çıkıp geçit töreninde marifetlerini sergilemek istemişler. Bir tilki, birkaç tavşan ve bir yaban domuzu vurup arabaların üzerine asıp devlet erkânının önünden geçit törenine katılmışlar. Fotoğraflar dehşet verici, o ayrı ama bir tuğgeneral (selam duruşunda), bir vali ve belediye başkanının bu geçit törenini ayakta izliyor olmaları daha da vahim. Gelin şu 3. dünya geleneği olarak geçit törenlerini tamamen kaldıralım. Daha önce de söyledim, bir kez daha altını çizeyim; bayramlarımızı, kurtuluş günlerimizi halkın devletin önünden geçtiği totaliter geçit törenlerinden kurtaralım. Sivilleştirelim. Sakil durmasını geçtim, artık komik oluyor.

 
27 Kasım 2010 - 10:11:51
 
 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.500
1.510
 
 Euro
1.963 1.978
 
 Sterlin
2.314 2.355
 
 Altın
65.35 65.73
 
 IMKB
64072  
 
 
SETA’dan çarpıcı Türkiye tespiti...
 
Türk dış politikasına yön veren merkezlerden SETA'nın Genel Koordinatörü Taha Özhan, yeni dünya düzenini anlattı.
 
 
 
 
  BAKANLARIN açığa aldığı 3 generale emsal oluşturan kararın 4 yıl önce Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından alındığı ortaya çıktı.  
 
 
 
  Terfi sıkıntısı yaşamak istemeyen bazı generallerin kalp hastalığı gibi görevlerini aksatacak önemli rahatsızlıkların tedavisi için GATA yerine özel hastaneleri tercih ettikleri belirlendi. Ağustos YAŞ'ında Orgeneralliğe terfi eden Ege Ordu Komutanı Nusret Taşdeler'in de koroner by-passs ameliyatı için 2004 ve 2007'de GATA'yı tercih etmediği ortaya çıktı. Taşdeler'in Fırat Tıp Merkezi'ndeki laboratuar sonuç belgesine adı farklı yazılırken, yaşı ise 106 olarak gösterildi.    
 
 
 
 
CHP ile BDP'nin "sol blok" olarak adlandırılan olası bir seçim ittifakına nasıl bakıyorsunuz?
 
- Her parti arasında ittifak olabilir. Gayet doğal karşılıyorum.
 
- Bu ittifakın sol değil "Kemalist" bir buluşma olacağını düşünüyorum.
 
- Demokratikleşmeye daha çok hizmet eden bir ittifak olur.
 
- Bölgenin, ülkenin ve demokratikleşmenin aleyhine, tehlikeli bir proje.
 
 
 
 
 
 
 
 


slottyway





 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak Betwinner gösterilmeden kullanılamaz.


  mostbet
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin