DOLAR 1.507 - EURO 2.015 - ALTIN 67.54 - IMKB 66380
Pazartesi 13 ARALIK 2010
Bolu Dağı'nda kar yağışı başladı Karşıyaka: 0 - Orduspor: 2 Dışişleri Bakanı Davutoğlu ABD'ye gidiyor Çanakkale Boğazı ulaşıma açıldı Netanyahu: Tazminat yok Wikileaks'e "isimsiz" destek BAŞBAKAN ERDOĞAN: GENE ÇAKTIN Bangladeş'teki işçi gösterileri büyüdü: 4 ölü Balıkçı gemisi battı: 5 ölü, 17 kayıp Erdoğan: Siyasete itibarını iade ettik habertaraf.com
 
 
 
İsrail'le buzlar yangın ateşiyle erir mi?
 
 
 
 
Ahmet ASLAN
AK Parti'nin küçük korkuları
 
 
 
Okur Temsilcisi
İlginç videolar
 
 
 
 
Kerkük türküleri öksüz kaldı
 
 
 
 
 
Star
Ahmet KEKEÇ
27 Mayıs kokuları geliyor
 
 
Bugün
Ali Atıf BİR
Yumurtalar süngümüz, şemsiyeler miğferimiz...
 
 
Zaman
Ali BULAÇ
Yumurta fikir değildir
 
 
Yeni Akit
Ali İhsan KARAHASANOĞLU
Baro Başkanı, “Kanunu görmezden gelin” derse!
 
 
Milliyet
Aslı AYDINTAŞBAŞ
PKK cemaatten ne istiyor?
 
 
Vatan
Can ATAKLI
Yumurta “darbeci” taş “demokrat” olamaz
 
 
Sabah
Engin ARDIÇ
"Kemalist olmayan" sol nasıl üretilir?
 
 
Bugün
Gülay GÖKTÜRK
Tarih tekerrür eder mi?
 
 
Yeni Şafak
Hakan ALBAYRAK
"Hicaba Azadlıq"
 
 
Akşam
İsmail KÜÇÜKKAYA
İstanbul polisi nerede hata yaptı?
 
 
Milliyet
Mehveş EVİN
Gülen okulları Hollanda Meclisinde
 
 
Sabah
Nazlı ILICAK
CHP kurultayına doğru
 
 
Star
Şamil TAYYAR
“Tayyip bey haddini aştı”
 
 
Akşam
Serdar AKİNAN
Piç kuruları
 
 
Millî Gazete
Sinan BURHAN
Sünniler Kerbela'nın neresinde?
 
 
Radikal
Tarhan ERDEM
Çarşaf liste, nereden nereye?
 
 
 
 
Şamil TAYYAR
 
Mansur Tuncay TAŞÇI
 
Adem Yavuz IRGATOĞLU
 
Necmettin EVCİ
 
Ahmet KEKEÇ
 
 
 
Orantısız güç
 
 
 
Başbakan’ın İstanbul’da üniversite rektörleri ile Dolmabahçe’deki ofisinde toplantı yaptığı sırada bir grup öğrencinin düzenlediği eyleme yapılan polis müdahalesi günlerdir tartışılıyor.
 
Selvet Çetin
SDE Uzmanı
[email protected]


Henüz bu tartışma devam ederken Ankara Üniversitesinde yaşanan yumurtalı öğrenci protestosu gündeme oturdu. Siyasi yorumlardan ayrı olarak, kolluk güçlerinin şiddet içermeyen sivil gösterilere müdahalesinde uyması gereken yasal çerçeve ve güç kullanımındaki ölçülülük ve orantılık kurallarına uymakta neden bu kadar zorlandığını ayrıntılı olarak değerlendirmek gerekiyor.

Türkiye yıllarca sistematik işkencenin yaşandığı ve bu yüzden en kötü sicile sahip ülkelerden biri olarak şöhret yaptı. Son dönemde insan hakları mevzuatında yaşanan reformlarla birlikte kolluk güçlerine yönelik uygulan kapsamlı eğitim programları sayesinde işkence vakalarında ciddi düşüşler yaşandı ve “sistematik işkence” utancından kurtulmuş olduk. Fakat işkenceye sıfır tolerans politikalarında yaşanan başarı, polis şiddetinin önlenmesinde sağlanamadı. Polisin yaptığı görevin özelliği gereği bazı durumlarda güç kullanmak zorunda kalması elbette anlaşılır bir durum. Bununla birlikte bu gücün hangi durumlarda ve nasıl kullanılacağı ise önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Bu konuda açılan birçok davada AİHM tarafından verilen mahkumiyet kararlarında uygulayıcıların zihniyet değişimine karşı gösterdikleri isteksizliğe dikkat çekiliyor. Gerçekten de eğitim süreçlerinden sağlanacak başarıyı gölgeleyen en önemli olumsuzluk, değişime karşı zihinsel direnç gösterilmesidir. Bu direncin kırılması için öncelikle kolluk güçlerinin insan hakları değerlerini içselleştirmesi ve bu yönde davranışlarını düzenlemesi gerekmektedir.

Orantılı güç kullanımı hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 1. maddesi hukuki bir çerçeve belirlemektedir. Buna göre kolluk görevlileri ancak bir ayaklanma veya isyanı bastırmak, yasal olarak tutuklunun kaçmasını önlemek ya da meşru müdafaa durumlarında güç kullanabilir. Fakat bu güç kullanmanın iki önemli koşulu bulunmaktadır. Güce başvurmak mutlaka bir zorunluluk gerektirmeli ve kullanılan güç ile elde edilmek istenen amaç arasında orantılılık bulunmalıdır. AİHM, sözleşmenin bu hükmü ile ilgili ihlal başvuruları incelerken, Türkiye'de polisin barışçı ve kamu düzenini açıkça tehdit etmeyen gösterilerde yaygın olarak orantısız güç kullandığına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda yapılan değişiklikler polisin ateşli silah kullanmasına ilişkin kuralları belirlese de bu değişikliklerin, “BM Polisin Güç ve Ateşli Silahlar Kullanmasına İlişkin Temel İlkeler" belgesinde yer alan prensipler dikkate alınarak yapılması gerekirdi. Ne yazık ki kanun bu alandaki boşlukları uluslararası standartlara göre doldurmaktan uzak bir görünümdedir.

Tüm yaşananlar, kolluk görevlilerinin güç kullanma sınırlarını hala yeterince kavrayamadığını göstermektedir. İstanbul’da yaşanan olayda protestocu öğrencilerin üzerine cop, biber gazı ve gaz bombaları ile yürüyerek caydırmaya ve dağıtmaya çalışmak, ayrıca kaba dayağa başvurmak kesinlikle orantılı bir güç kullanımı olarak nitelendirilemez. Bu davranışlar bazı polislerdeki öfkenin kontrol edilemediğini ve şiddete eğilimli kişiliklere sahip olduklarını da göstermektedir. Söz konusu olayda emniyet güçlerinin karşısında büyük bir direnç gösterecek gösterici topluluğu bulunmamasına rağmen orantısız bir güce başvurulması, yasal ve hukuki bir davranış değildir.

Hukuki olan davranış ise şudur; Kolluk güçleri ancak güç kullanmaktan başka seçenekleri kalmadığı bir durumda ve meşru bir amaç için orantılı şekilde yetkilerini kullanabilirler. Bu güç kullanımı, hedeflenen amaçla orantılı bir şekilde yapılmalı ve kademeli olarak artış gösteren özellik taşımalıdır. Ya yoksa uyarılara rağmen dağılmayan grubu doğrudan fiziki müdahaleyle, gaz bombaları ile dağıtmaya çalışmanın ölçülülük ilkesiyle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır. 

Siyasetçilerin, yumurtalı gösteriler yüzünden üniversite öğrencilerini ağır ve maksadını aşan ifadelerle suçlayıp kolluk görevlilerinin orantısız güç kullanmasını olağan kabul etmelerini haklı görmenin meşru bir tutum olmayacağı açıktır. Öğrencilerin şiddet içermeyen barışçıl gösteri düzenleme hakkını istismar edecek nitelikte saldırgan eylemlere karışmaları elbette eleştirilmelidir. Ancak bu eleştiriyi yaparken örgütlenme ve toplanma özgürlüğünü sınırlayıcı biçimde yorumlar yapmak, öğrencilerle alay etmek ve düşünce dünyalarını küçümsemek hukuki bir değerlendirme olmayacaktır.

Öğrencileri suçlamadan önce, bu öğrencileri istenmeyen gösteriler düzenlemeye iten yasal ve fiziki nedenleri araştırmak, polis güçlerinin orantısız ve suç oluşturan uygulamalarını sorgulamak daha isabetli bir yaklaşım olacaktır. Unutmamak gerekir ki Türkiye, hala kolluk güçlerinin ölümle sonuçlanan orantısız kuvvet kullandığı ve polisin yasadışı davranışlarının önlenemediği nadir “demokratik “ ülkelerden biridir.

(www.sde.org)

Anahtar Kelimeler:

öğrenci protestosuprotestoorantısız güç

12 Aralık 2010 - 08:30:52

 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.497
1.507
 
 Euro
2.000 2.015
 
 Sterlin
2.352 2.400
 
 Altın
66.88 67.54
 
 IMKB
66380  
 
 
Bu kafayla CHP'nin değişmesi çok zor...
 
CHP'de değişimi gerçekleştirecek siyasi cesaret olmadığını ifade eden Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Mümtazer Türköne, ikinci eksiğin ise teori ve fikir olduğunu söyledi.
 
 
 
 
  İşte listeye göre 2010'da Türkiye'de en çok Google'lanan diziler...  
 
 
 
  Bekir Coşkun bile asırlık gazetenin hantallaşan tirajını yükseltemedi! Peki ne olacak bu Cumhuriyet'in hali?    
 
 
 
 
Dünyanın gündemine oturan WikiLeaks hakkındaki kanaatiniz nedir?
 
Örnek bir gazetecilik yapan, korkusuz bir site.
 
WikiLeaks, ABD, İngiltere ve İsrail'in yürüttüğü yıldırma stratejisine alet oluyor.
 
Dünyada artık hiçbir şey gizli kalmıyor. Herkes şeffaf olmalı. WikiLeaks bu açıdan iyi bir iş başardı.
 
Bu belgeler İslam coğrafyasını birbirine düşürüp parçalamak için yayınlanıyor.
 
 
 
 
 
 
 
 


slottyway

binomo

 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak Betwinner gösterilmeden kullanılamaz.


  mostbet
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin