DOLAR 1.417 - EURO 1.973 - ALTIN 61.62 - IMKB 68623
Pazartesi 11 EKİM 2010
Petrol istasyonuna molotoflu saldırı Görevinden alınan il başkanının gözyaşları 7 HSYK üyesi istifa etti Malatya Barosu'na Eyüp Kutlubay seçildi Avrupa'nın lider termal tesisinin temeli atıldı Topbaş: Halkımıza Çin seddi bile engel olamıyor Türkiye ormanları sertifikalı oluyor Cameron'dan ABD askerine suçlama İNSANIN KANINI DONDURAN ACIMASIZLIK! - VİDEO Hindistan'da çifte kaza: 50 ölü habertaraf.com
 
 
 
Doları, TL ile Yuan bitirecek!
 
 
 
 
Mustafa YOLCU
Kat karşılığı müteahhitlik
 
 
 
Okur Temsilcisi
Hırsızlığın yeni adı: Bir internet sitesi
 
 
 
 
Attilâ İlhan'ın vefat yıl dönümü (11 Ekim 2005)
 
 
 
 
 
Hürriyet
Ahmet HAKAN
Bir köşe yazarının kendinden utanışı
 
 
Zaman
Ahmet Turan ALKAN
Hiddink gitsin; ben geleyim!
 
 
Bugün
Ali Atıf BİR
Ergenekon ve eşekarıları
 
 
Milliyet
Aslı AYDINTAŞBAŞ
Gazetecilere linç kampanyası bitti mi?
 
 
Zaman
Ekrem DUMANLI
Başörtüsü sorunu çözülecek ama...
 
 
Bugün
Gülay GÖKTÜRK
Diyanet'i bu işe karıştırmayın
 
 
Yeni Şafak
Hakan ALBAYRAK
Nemanya, defol!
 
 
Yeni Şafak
Kürşat BUMİN
İnternet yasakları
 
 
Star
Şamil TAYYAR
56 bin 812 tutuklu
 
 
Akşam
Serdar AKİNAN
Kemal Bey iyi 'Önder'i kötü
 
 
Millî Gazete
Sinan BURHAN
Boşnak düşmanı Antalya'da
 
 
 
 
Rıfat YÖRÜK
 
Gülay GÖKTÜRK
 
Taha KURUTLU
 
Ahmet HAKAN
 
Şamil TAYYAR
 
 
 
Bir “bitaraf”ın kafasını kurcalayan sorular

Emine K. ARSLANER
www.eminearslaner.com
 
 
Liberal devletin bir ahlak muhtevası yoktur. Devlet çeşitli partilerin iştihasına terkedilmiştir, bu partiler de özel menfaatlerinin emrindedir. Partilerin yegane hedefi iktidar olmaktır. İktidara, yani amaca ulaşmak için de her vasıta meşrudur. Kirli anlaşmalar yapılır, entrikalar çevrilir; bir taraftan da halkın gözüne şeffaflık perdesi indirilir; kulağına adalet, erdem, doğruluk ve dürüstlük gibi kelimeler fısıldanır. İşte bunun adı propagandadır…

Propagandanın muhatabı olan halk bir insan kümesi değil, bir sürüdür. Sürünün beyni yoktur, en fazla kalbi vardır. Kalabalığın hisleri gayet basittir. Bir meselenin ya lehindedir ya da aleyhinde. Ortalama çözüm yolları akıl sahipleri içindir ve onlar yok sayılacak kadar azınlıktadır.

Kalabalık için tarafsızlık düpedüz zayıflıktır. “Bitaraf olan bertaraf olur” … Bu kadar erzel bir darb-ı mesel’i ne Amerika’da bulabilirsiniz, ne Afrika’da. Bu cevheri bizim soyumuz yumurtlamıştır ve “sürünün dışında kalanı kurt kapar” senaryosuna bir miktar yaşanmışlık katmak için kurtlarla gizli anlaşmalar imzalanmıştır. Kurtlara yem olma düşüncesi zihni işgal edince, önce bütün bireysel doğruları kovalar, sonra da mukallidliğe zemin hazırlar. 

Mukallidler için tek doğru çobanın doğrusudur. Mukallid’in kendi doğrusu, hakikati, ideali, prensipleri yoktur. Onun gibi görünmeyene ve düşünmeyene, yani onu taklid etmeyene de düşmandır. Çobanefendiden gelmeyen her yenilik, her farklı fikir sürünün bekasına karşı açılmış bir savaştır. İçinde bol miktarda; birlik, beraberlik, huzur, dava, dayanışma, diyalog, uzlaşma gibi kelimeler geçen; saf aklın güneşine tutulunca eriyen, balmumundan hakikatlerle süslenmiş nasihatlerle uyuşturulur kafalar.

Oysa bütün bu oyunları, yalanları, çevrilen dolapları anlamak için sürünün dışına çıkmak gerekir. Himalaya yakından bakanlar için sadece bir tepedir. Ülkenin gerçeklerine, acılarına, problemlerine vakıf olabilmek için ondan uzaklaşmak, tartışmaların ve fani dayanışmaların dışında kalmak, bütün telkinlere kulakları tıkamak ve daha çok kendin, yalnızca kendin olmak gerekir.

Çok derin bir iç savaş yaşanıyor yurdumda. Gücü eline geçiren on yıl öncesinin mağdur ve mazlumları intikam duygularıyla sarmaş dolaş, işlenen büyük cinayetlerin en azından sessiz şahitleri olmakta beis görmüyorlar. Tahrif edilmiş ve ahlaki ilkeleri tamamen unutulmuş  bir dinin etik hükümleri de, adil bir davranış ve ilkeli bir duruş biçimi geliştirebilmeleri için yardımcı olamıyor onlara. Evleri basılan, bağlandıkları müçtehidin eserleri gözlerinin önünde yakılan, okudukları kitaplara el konulan insanlar, bir başka mağdur kitlenin iktidara taşınan temsilcileriyle birlikte hareket ederek,  yaptıkları yanlışları ifşa edenlere akla hayale gelmedik tuzaklar hazırlıyorlar. Gazeteciler kovuluyor, kitap yazanlar yargılanıyor, pergeli bozuk bir ahlak anlayışıyla çizilen şablona “kral çıplak” diyen hemen her dilin sahibi; arkası doldurulmamış ithamlarla sığdırılıp toptan imha ediliyor.

Cılız bir muhalefet, “köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin” riyakarlığı, muazzam bir bilgi kirliliği, siyah ve beyazdan müteşekkil hakikat tasavvuru ülkeyi hızla sivil dikta sarmalına sürüklüyor. Her türlü üsaresini, hayat cevherini çoktan kaybetmiş bir müstahase haline gelen sol muhalefet kayıplarının muhasebesini yapmaktan aciz. Sağ; dinsel motiflerle harmanlanmış kadim bir kültürel  mirası kaim kılmaya çalışırken, modern çatışmaların ortasında buluyor kendini .

Açılım politikaları bu çatışmalara hal çaresi arama gayreti miydi yoksa bir kaçış mı? Başörtüsü yasağına fiilen serbestlik getirildi diye toplumda kopan sevinç furyası ve alkış tufanı ortasında durup “nasıl oldu da 25 yıllık maziye sahip bir mesele bir günde çözüldü?“ diye soramayacak kadar balık hafızalı, alık insanlar mıyız biz gerçekten? Ortalarda dolaşan barış ve uzlaşı çağrılarına neden hep PKK, Ermeni meselesi, anadilde eğitim gibi meseleler tartışılarak cevaplar aranıyor da, zorunlu din dersi dayatması zikredilmiyor? Aslında ülkedeki tüm farklı dinleri temsil mecburiyeti olan Diyanet müessesinin mevcudiyeti ve işlerliği ve hatta gerekliliği neden hiç bu tartışmalara tema olamıyor? Televizyonlarda sürgit devam eden münakaşaların, münazaraların konularını hangi güç tayin ediyor ve gündem nasıl bu kadar profesyonelce evirilip çeviriliyor?

Bir “bitaraf” olarak, bertaraf edilme tehditlerini kulak ardı ederek bütün bu soruları sormaya devam edebilecek miyiz?

 
8 Ekim 2010 - 08:18:41
 
 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.407
1.417
 
 Euro
1.958 1.973
 
 Sterlin
2.227 2.270
 
 Altın
61.18 61.62
 
 IMKB
68623  
 
 
Kurtulmuş: Ne AK Parti ne de SP gibi olacağız...
 
Kurtulmuş Millî Görüş gömleğini çıkardı mı? Erbakan'la ne zaman görüşecek? Nasıl bir hareket geliyor? Parti Erbakan'ın doğum gününde mi kurulacak? Amblemi nasıl olacak?
 
 
 
 
  CHP'nin Abant Kampı, parti içindeki cepheleri ilk kez yüz yüze getirdi. Artık CHP'de 'Baykalcılar' ve 'Savcılar' keskin iki eksen halinde. Bunların üzerinde ise Kılıçdaroğlu var.  
 
 
 
  TEL AVİV– Türkiye'de elverişiz hava koşulları nedeniyle domates fiyatları yükselirken Haaretz gazetesi, “Siyaset zorlu olsa da İsrail, ülkeyi olumsuz etkileyen domates krizinin üstesinden gelmek için Türkiye'ye yöneliyor” diye yazdı.    
 
 
 
 
Numan Kurtulmuş SP Genel Başkanlığını bırakarak yeni parti kuracağını açıkladı. Sizce bu iki partinin geleceği nasıl olur?
 
Asıl çatı zaten Erbakan ve ekibiydi. Dolayısıyla güçlü olan SP'dir. Kurtulmuş ayrılarak kendini bitirdi.
 
Kurtulmuş'un kuracağı parti SP'den daha başarılı olur. SP'nin de yarıdan fazlası bu partiye katılır.
 
Bölünmeden dolayı iki parti de siyasette başarılı olamaz.
 
Kendi iç sorunları. Beni hiç ilgilendirmiyor.
 
 
 
 
 
 
 
 








 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak Betwinner gösterilmeden kullanılamaz.


  mostbet
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin