DOLAR 1.528 - EURO 1.938 - ALTIN 60.14 - IMKB 59443
Pazartesi 23 AĞUSTOS 2010
Bank Asya 1. Lig'de haftanın görünümü Gülen:Yapanlar için değil, yapılan iş için evet deriz Trabzonspor:3 - Fenerbahçe:2 MAÇ SONUCU World Cup 9'da Lübnan Kanada'yı devirdi 13 Eylül demokrasi bayramı olsun Hakkari'de öldürülen imam toprağa verildi Canaydın'ın ismi ölümsüzleştirildi Erdoğan: Yunus Emre de Ahmed Hani de birdir Sakarya'da orman yangını Ergenekon davasında tanıklar dinleniyor habertaraf.com
 
 
 
Afganistan’da insani yardım paradigması
 
 
 
 
Zafer HASAN
Hanefi Avcı'nınki meydan okumadır
 
 
 
Okur Temsilcisi
Hırsızlığın yeni adı: Bir internet sitesi
 
 
 
 
Sir William Wallace öldü, İskoçlar hâlâ özgür değil!
 
 
 
 
 
Bugün
Adem Yavuz ARSLAN
Hanefi Avcı olayı ve derin çelişkisi
 
 
Hürriyet
Ahmet HAKAN
Erbakan Hoca’ya tapınanlar çetesi
 
 
Zaman
Ahmet Turan ALKAN
Âh!
 
 
Zaman
Ali BULAÇ
Fetva örnekleri
 
 
Milliyet
Aslı AYDINTAŞBAŞ
Kırmızı kitapta köklü değişim
 
 
Yeni Şafak
Gökhan ÖZCAN
"İmanın tadı"*
 
 
Bugün
Gülay GÖKTÜRK
PKK'yla görüşmek
 
 
Yeni Şafak
Hakan ALBAYRAK
"Hocaya sadakat" terörü
 
 
Star
Mehmet ALTAN
Kuşkulu savaş
 
 
Sabah
Mehmet BARLAS
"Oxytosin" üretimini artırmanın yollarını aramalıyız...
 
 
Star
Mustafa KARAALİOĞLU
Şehit Uzman Onbaşı Emrah Yalım
 
 
Sabah
Nazlı ILICAK
Bu kitap çok tartışılacak
 
 
Radikal
Nuray MERT
Demokrasimizin seviyesi ve geleceği
 
 
Vakit
Nusret ÇİÇEK.
Numan Kurtulmuş meşruiyetini yitirmişse kim meşru?
 
 
Akşam
Özlem ÇELİK
Bir emniyet müdürünün anlattıkları
 
 
Star
Şamil TAYYAR
Avcı’ya hodri meydan
 
 
Akşam
Serdar AKİNAN
Pankart el değiştirdi
 
 
Yeni Şafak
Teodora DONİ
"Yeryüzü bana mescit kılındı"
 
 
 
 
Esen MIESSEN
 
Ahmet HAKAN
 
Hakan ALBAYRAK
 
Hüseyin ACARLAR
 
Mehmet HÜSREVOĞLU
 
 
 
Hanefi Avcı ve kasabanın sırrı

Ahmet HAKAN
[email protected]
 
 
HANEFİ Avcı’nın ortalığı karıştıran, büyük yankı uyandıran kitabını aldım...

Okuyorum...
Okuyanların yaptığı özetlere bakıyorum...
Gazetelere yansıyan “bomba iddialar” başlıklı bölümlerin altını çiziyorum.
Sonuçta Hanefi Avcı’nın söyledikleri aşağı yukarı şunlardır:
-  “Türkiye’yi artık Fethullah Gülen cemaati yönetiyor...”
-  “Her tarafa sızmış durumdalar...”
-  “Polisi ele geçirdiler...”
-  “Yargıyı ele geçirdiler...”
-  “Türkiye bir cemaat ülkesi haline geldi...”
-  “Ergenekon cemaat işi...”
-  “Baykal’ın kasedi cemaat işi...”
* * *
Bunlar “yeni”, “hiç bilinmeyen”, “bu zamana kadar hiç duyulmamış” şeyler değil.
Cepheleşmiş Türkiye’de, epey süredir bir tarafın inandıkları ve inanmak istedikleri türden iddialar...
Açık söyleyeyim:
Bazen öyle gelişmeler oluyor ki, ben de bu türden bir kuşku denizinin içinde buluyorum kendimi.
Ama yine de “Her taşın arkasında cemaat var” yaklaşımının kolaycılığına kendimi teslim etmek istemiyorum.
Daha doğrusu bu tür “kestirme” yaklaşımların hiçbir sorunu çözmediğine, çözemeyeceğine inanıyorum.
İşte bu nedenle Hanefi Avcı’nın kitabına can simidi gibi sarıldım.
Ondan kuşkuları dağıtmasını, olayı somutlaştırmasını bekledim.
Fakat ne yazık ki...
Hanefi Avcı’nın kitabı, ne “kasabanın sırrı”nı açığa çıkarmayı sağlıyor, ne de bir “şehir efsanesi”ni somut gerçeğe dönüştürebiliyor.
Kitap baştan sona...
İnançlar, kanaatler, kanılar, sanmalar üzerine kurulmuş...
Somut tek bir suçlama, tek bir delil, tek bir kanıt, tek bir isim yok.
* * *
Hanefi Avcı, bizdeki “Sanıktan delile gidilir” anlayışını “Delilden sanığa gidilir” anlayışıyla değiştirmek için çaba sarf etmiş değerli bir polis şefidir.
Keşke aynı yöntemi, kitabında da deneseydi de, “sonuçtan delile gitmek” yerine “delilden sonuca gitme” anlayışına sadık kalabilseydi.
Yani “Her taşın altında cemaat var” tezine uygun kanaatler ve iddiaları bulmak için çırpınacağına...
Önce kanıtlar ve delilleri bulsa, sonra da “Her taşın altında cemaat var” yargısına ulaşsaydı...
Çok daha inandırıcı, çok daha ikna edici ve çok daha hayırlı bir hizmet yapmış olurdu...

Artık sevmediğim şeyler

ŞİİR Yaşlandıkça şiirden uzaklaşıyorum. Şiir denilince aklıma şunlar geliyor: Mutantan sözler, muğlak göndermeler, kelime cambazlıkları, tumturaklı vurgular, zorlama soyutlamalar... Dizeler derdime derman olmuyor. Eskiden melankoli çırpınışları içinde okuduğum güzelim şiirler bile bugün bana manasızlığın zirvesi gibi geliyor. Şair artistliğinden öyle bir bıkmışım ki, şiire elimi bile süremiyorum.
FIKRA DİNLEMEK Biri çıkıp “Adamın biri bir gün...” ya da “Temel bir gün...” diye anlatmaya başlayınca, etrafımdakilere bakıyorum, hepsinin yüzünde az sonra kahkaha patlamaya ayarlanmış bir yüz ifadesi... Bende ise daha en başta oluşmuş bir bıkkınlık. Katiyen dinleyemiyorum. Bittiğinde gülemiyorum. Öyle zorlama, öyle yapay geliyor ki...
FANTASTİK Çocukken pek severdim içinde devler, periler, Anka kuşları geçen masalları... O yüzden masalların yerini alan fantastik edebiyattan da bir süre hoşlanmaya devam ettim. Ama artık o dönem de kapandı benim için. Sanırım gerçekçilik hastalığından mustarip olmaya başladım.
SİNEMA Sanırım bütün iyi senaryolar yazıldı, bütün iyi filmler çekildi, bütün iyi oyunculuklar sergilendi... Artık sinema salonları, ikinci yarısını seyretmeye değer bulmadığım filmlerin işgali altında... Bundandır kendimi evde klasik film DVD’lerine vurmuşluğum...
MAGAZİN YAZARLARI İçlerinde hâlâ umut beslediklerim, hâlâ okumaya devam ettiklerim var ama genel olarak bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Magazin alanında yazmayı, sadece ve sadece “kendini göstermek” olarak algılayanların ve kendilerini bu alana hapsedenlerin sayısı ne kadar da artıyor!
ÇOK MEMLEKET GEZMEK Eskiden ne çok önem verirdim gitmediğim, görmediğim diyarları görmeye... Ama artık hayır! Sürprize açık biri değilim artık... Keşifçi yönlerim tırpanlandı sanki... Artık sadece daha önce gittiğim ve emin olduğum yerlere gitmek istiyorum... Hep aynı yerlere yani...

Dar giyeceksen başını kapatma

BAŞÖRTÜSÜNE karşı olanlar da...
Başörtüsüne destek çıkanlar da...
Bazen “Başını örtüyorsan tutarlı olmak zorundasın” konusunda anlaşabiliyorlar.
Başörtüsü karşıtlarından, “Başını örttüğü halde dar kot giyenleri anlamıyorum” türü cümleleri çok işittim. Başörtüsü destekçilerinden ise “Bu nasıl baş bağlamak kızım?” türü tacizleri de...
İşte bakın, başörtüsü mücadelesi veren Emine Şenlikoğlu da aynı kervanda...
“Dar giyeceksen başını kapatma” diyor türbanlı kızlara...
Bütün bu yaklaşımlara verilecek cevap çok basit aslında:
Sana ne? Size ne?
Sanki herkes özel hayatında bir tutarlılık abidesi imiş gibi davranmak da neyin nesi?
Hem herkes tutarlı olmak zorunda mı? Ayrıca neyin tutarlı, neyin tutarsız olduğuna kim karar verecek?
Kısacası...
Artık bıraksak diyorum bu keyif kâhyalığını...

Çok ayıp

AK Parti Milletvekili Mustafa Öztürk, Twitter’da şöyle yazmış:
“Anayasa değişikliğine Ergenekoncular, darbeciler, silah tüccarları, rantiyeciler, esrar kaçakçıları, teröristler de HAYIR diyor.”
Bu, o kadar ayıp bir cümle ki...
Ancak şöyle bir cümle kurarsam Mustafa Öztürk Bey’e ayıbı tam olarak göstermiş olabilirim:
“Anayasa değişikliğine uyanık müteahhitler, sahtekârlar, dindar olmadıkları halde dindarmış gibi gözükenler, uyuşturucu baronları, feodal ağalar da EVET diyor.”
Bu cümle ne kadar “ayıplı” ise, Mustafa Öztürk’ün cümlesi de o kadar ayıplıdır.

Muhafazakâr yalanları

*  Bütün laikler acayip zengindir... Ellerindeki iktidar gittiği için ortalığı velveleye veriyorlar.
*  Türkiye’de hep sağ kesim ezilmiştir... Solcular el üstünde tutulmuştur.
*  Biz kimsenin özel hayatına, inancına, kıyafetine karışmayız.
*  Soyla sopla uğraşmak bizim inancımıza terstir.

 
22 Ağustos 2010 - 09:15:22
 
 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.518
1.528
 
 Euro
1.923 1.938
 
 Sterlin
2.340 2.380
 
 Altın
59.75 60.14
 
 IMKB
59443  
 
 
Kevser Terzioğlu ile 40 dakika...
 
Üsküdar’ın ince kıvrımlı sokaklarının, büyüleyici havasını teneffüs ederek, yürümenin fakat aslında gezmek için yürümeyi tercih ettiğim o kısa Üsküdar’a kavuşma heyecanının ardından, Üsküdar belediyesi basın danışmanı olan fakat aynı zamanda da birçok faideli işlere imza atan Kevser Terzioğlu hanımefendi ile buluşacağımız mekâna geliyorum…
 
 
 
 
  Yılların efsane cep oyunu 'Snake' geri döndü; ancak oyunun 'casusluk yaptığı' iddiası ortalığı karıştırdı.  
 
 
 
  KOPENHAG- Eyjafjallajokull yanardağı fizik kanunlarını da alt üst etmiş.    
 
 
 
 
Bazı SP'li grupların iftar basıp SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'u istifaya çağırmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bu tür hareketler Kurtulmuş'u büyütür, Türkiye yeni bir lider kazanır.
 
Erbakan Hoca tamamen haklı. Kurtulmuş Genel Başkanlığı bırakmalı.
 
SP'nin iç meselesi, beni ilgilendirmiyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin slottica her hakkı saklıdır. Kaynak Betwinner gösterilmeden kullanılamaz.


  mostbet
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin