DOLAR 1.492 - EURO 1.977 - ALTIN 65.13 - IMKB 66147
Cumartesi 27 KASIM 2010
"Bisfenol'a" değerlendirilecek DAVUTOĞLU: KİMSENİN HADDİNE DEĞİL BU... Gelibolu-Lapseki vapuru seferleri yeniden başladı Davutoğlu, "100 Küresel Entelektüel" listesinde Cumhurbaşkanı Gül Türkiye'ye döndü Gül: Türkiye küresel sorumluluğunun farkında "Hırvatistan'la ortak hedefleri paylaşıyoruz" Bakan Dinçer'den belediyelere müjde Marmara'ya lodos uyarısı Galatasaray Kulübü'nün tüzüğü onaylandı habertaraf.com
 
 
 
Şehirlerin istihdam fotoğrafında büyük eksik
 
 
 
 
Ahmet ASLAN
Garipliğin normalleşmesi
 
 
 
Okur Temsilcisi
Hırsızlığın yeni adı: Bir internet sitesi
 
 
 
 
Yüzyılı kurtaran Türk Rektör Abdullah Atalar!
 
 
 
 
 
Yeni Akit
Abdurrahman DİLİPAK
Bürokrasi siyasi otorite ile inatlaşamaz!
 
 
Hürriyet
Ahmet HAKAN
Eyvah eyvah! Ağca bana saydırmış
 
 
Yeni Şafak
Ali BAYRAMOĞLU
Generalleri görevden almanın anlamı...
 
 
Star
Aziz ÜSTEL
Kalan son Anadol da su kaynatıyor
 
 
Habertürk
Balçiçek PAMİR
“O kalemler kırılır Balçiçek Hanım...”
 
 
Zaman
Bülent KORUCU
Siyasallaşmanın önündeki engel: KCK
 
 
Radikal
Cengiz ÇANDAR
Tertele Dersim
 
 
Radikal
Cüneyt ÖZDEMİR
Kompleks kokan diplomasi
 
 
Akşam
Deniz Ülke ARIBOĞAN
Kore'lerde ısınan sular
 
 
Zaman
Ekrem DUMANLI
Lübnan'daki Türkiye
 
 
Sabah
Emre AKÖZ
New Yorklu taksicinin Türkiye algısı daha gerçekçi
 
 
Radikal
Eyüp CAN
İnsanlığın tüm günahı bu kutunun içinde
 
 
Bugün
Gülay GÖKTÜRK
Hiçbir meslek kutsal değildir
 
 
Vatan
Hasan Celal GÜZEL
Militarizmin sonuna doğru
 
 
Star
Mehmet ALTAN
Sivil-asker ilişkilerinde son durum
 
 
Sabah
Mehmet BARLAS
Bazen yasalar bazen de teamüller ağır basar...
 
 
Millî Gazete
Mehmet Şevket EYGİ
Resmî Otomobilleri ŞahsîÖzel İşler İçin Kullanmak
 
 
Star
Şamil TAYYAR
Vay vay vay Işık Paşama bak
 
 
Yeni Akit
Serdar ARSEVEN
Paşa “Mehmet”i, karısı da “Paşa”yı!..
 
 
Milliyet
Taha AKYOL
Sivil otorite ve askeri yargı
 
 
Yeni Şafak
Taha KIVANÇ
Üçlersek kötü
 
 
Hürriyet
Yılmaz ÖZDİL
Fıtık
 
 
 
 
Alper GÜRKAN
 
Necmettin EVCİ
 
Aliya RAHTE
 
Mustafa YILDIZ
 
 
 
"New York'ta Beş Minare" kilise projesi mi?
 
 
 
"New York'ta Beş Minare" hıristiyanlık propagandası mı yapıyor?
 
Son günlerin vizyondaki tartışılan filmi "New York'ta Beş Minare" müslümanlığı mı yoksa hıristiyanlığı mı empoze ediyor?

"Açık İstihbarat" isimli web sitesinin yöneticilerinden gazeteci-yazar Fatma Sibel Yüksek "Hocaefendi şehadetsiz gitti" başlıklı yazısında filmi farklı bir bakış açısıyla değerlendirdi.

Yüksek'in "Açık İstihbarat" isimli web sitesinde yayınlanan yazısının tamamı şöyle;

"Hocaefendi şehadetsiz gitti"

Bu film bir hıristiyanlık propagandasıdır.

Bazılarının haklı bir şekilde dikkat çektiği gibi bir "dinlerarası diyalog filmi" bile değildir. Anlaşılan o aşamayı geçmiş bulunuyoruz;

New York'ta Beş Minare, düpedüz bir hıristiyanlık propagandasıdır...

Sonda söylenmesi bekleneni baştan söyleyelim:

Bu film düpedüz bir hıristiyanlık propagandasıdır.

Bazılarının haklı bir şekilde dikkat çektiği gibi bir "dinlerarası diyalog filmi" bile değildir. Anlaşılan o aşamayı geçmiş bulunuyoruz; New York'ta Beş Minare, açık bir hıristiyanlık propagandasıdır.

Dinlerarası diyalog, "Hepimiz aynı Tanrı'nın çocuklarıyız" şiarıyla Müslümanlığı, hıristiyanlığın içinde eritmeyi amaçlayan mega emperyalist bir projedir. Gelinen noktada, bu projenin önemli ölçüde başarılı olduğu, sıranın müslümanları hristiyanlaştırmaya geldiği anlaşılmaktadır...

Dikkat edilirse, AKP'ye ve Gülen cemaatine bağlı gazetelerin "sinema yazarları" dikkatleri filmin mesajlarından çok "Halk çocuğu Mahsun'u küçümseyen sanat elitleri" sorununa çekmeye çalışıyorlar.

Onlara göre milletin bağrından kopan ve bütün engellemelere karşın dişiyle tırnağıyla kazıyarak kendisini kanıtlayan Mahsun Kırmızıgül, yeni bir Yılmaz Güney efsanesi olarak parlamaktadır.

Bütün her şeyi ele geçirdikleri ve dünyanın sayılı zenginleri arasına girdikleri halde bu "eziklik" edebiyatından vazgeçmiyorlar. Rantı var çünkü; siyasette olduğu gibi sinemada, futbolda, edebiyatta da...

Oysa ne Mahsun Kırmızıgül ezik halk çocuğu, ne de onu küçümsemeye çalıştığı varsayılan "elitler" elittir...

New York'ta Beş Minare filminden anlaşıldığı üzere Mahsun Kırmızıgül'ün elinden tutanlar tutmuştur. Tarih, özellikle de bizim coğrafyamız, küresel elitler tarafından elinden tutulan "ezik halk çocukları" ile doludur. İngiltere Kraliçesi'nin elinden şövalye nişanı bile aldılar! Mahsun Kırmızgül'e de bir Oscar ödülünü çok görmesinler artık...

Bu film bir hıristiyanlık propogandasıdır;

Kafalarımıza "gerçek müslümanlığın timsali" olarak kazınmak istenen Hacı Gümüş tiplemesinin aile yaşamı ve savunduğu fikirler bakımından müslümanlıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Kırk yıllık karısı boynunda haçla gezmektedir ve Hacı Gümüş eşini bırakın Hak dinine davet etmeyi, bu durumu sürekli "Hepimizi aynı Allah yaratmadı mı" diyerek kutsayıp durmaktadır.

Hacı Gümüş'e göre bir Allah vardır, bir de insanlar. Dinler, özellikle müslümanlık yoktur. Herkes Allah'la kendince bir bağ kurmakta, buna da "din" denilmektedir. Oysa herkesin karısı boynunda haçla gezse, kızı kilisede nikah kıydırsa ne güzel olacaktır!

Haydi karısını Müslüman yapmayı başaramamış diyelim, kızını da müslüman yapamamıştır bizim Hacı...Zaten bu durumdan şikayetçi de değildir, bilakis o böyle mutludur. Torunlarının hangi soya mensup olacağını bile merak etmemekte ve bizlere de bu hibrit hayatın güzelliklerini anlatmaktadır.

(Kızı "jasmin"in hangi dini tercih ettiği tamamen muğlak bırakılmıştır. Hristiyan bir gençle evlenmesine ve kilisede nikah kıydırmasına bakılırsa annesinin dinine daha yakın durmaktadır).

Hacı Gümüş'ün sık sık tekrarladığı üzere hepimiz Allah tarafından yaratılmışızdır, ondan gelip ona gitmekteyizdir; o zaman ne önemi vardır hangi dine mensup olunduğunun? Önemli olan, "büyük buluşma" olduğuna göre geriye İsa Mesih'in gökten inip hepimizi hıristiyanlığın şemsiyesi altına davet etmesini beklemekten başka ne kalmıştır?

İslamiyetin kadın-erkek mahremiyeti bakımından kesin olarak yasakladığı davranışlar da Hocefendi'nin karısına ve kızına mübahtır nedense.

Örneğin, Hocaefendi'nin karısı, New York'lu müslüman lideri canlandıran Danny Glover ile sık sık sarmaş dolaş olmakta, hatta Hacı'nın İstanbul'da serbest bırakılması üzerine yanak yanağa öpüşebilmektedir!

Hayır, bizce bir sakıncası yok da "Hocaefendilik" mertebesine erişmiş bir muhteremin nikahlı karısı (hıristiyan bile olsa)  kocasının gözü önünde yabancı bir erkekle sarılıp öpüşebilir mi?

Hacı Gümüş der ki:

"Öpüşür"

Niye?

Çünkü, hepimizi aynı Allah yarattı!

O zaman niye Madımak otelini yaktınız, oruç tutmayanları bıçakladınız, ülkeyi yıllardır türban tartışmasının içine soktunuz ve de "Tükürürüm böyle sanata" dediniz efendiler?

......................

Filmde, bağnazlığın ve önyargının ister hıristiyanlıktan, ister İslamiyet'ten gelsin "kötü bir şey" olduğu vurgulanmaktadır. Hıristiyanların, müslümanlar konusundaki ön yargılarının miladı 11 Eylül'dür nedense.. Bu olayla birlikte bütün müslümanların terörist olduğuna inanmaya başlamışlardır, yoksa tarihte hâşâ böyle bir bakış açıları vâki değildir.

Özünde iyi insanlardır aslında, Müslümanlara saygılıdırlar. Evet, 11 Eylül'le birlikte bir önyargı sahibi olmuşlardır ama bizimkiler gibi işi domuz bağı yapmaya kadar götürmemekte, en fazla camiye ayakkabı ile girme nezaketsizliğini göstermektedirler. Belki bu davranışı bile hoş görmek gerekebilir, ne de olsa camiyi basan FBI şefi, kardeşini İkiz Kuleler'de kaybetmiştir...

Hristiyanların en kötüsü mavi gözlü FBI şefi gibi olurken, Batman'da yakalanan Hizbullah liderini canlandıran oyuncunun tipine baktığımızda; bizim müslümanlarda tipsizlik, cehalet ve kötülüğün haddi hesabı olmadığını görürüz (!)

İşte bu tipsiz ve de cani insanlar sayesindedir ki hıristiyan dostlarımız İslamiyet hakkında yanlış kanaatler edinmektedir. Oysa herkes, Hacı Gümüş gibi birer çantada keklik, birer kucakta karpuz, birer "our boys" olsa nasıl da mutlu olacağızdır!

Bu filmi çekenlere göre 11 Eylül'den doğan küçük bir önyargı dışında hıristiyanlığın hiç bir kusuru yoktur. Buna mukabil, Müslümanların arasında gani gani sapkın, terörist, cani kol gezmektedir. Zaten Irak'ta filan öldürülenler de bunlardır canım, yoksa namazında niyazında müslümanlar değil..

Filmin pek övünülen görselliğini Hollyood'tan ünlü bir görüntü yönetmeninin ücret mukabili gerçekleştirdiğini öğrenmiş olduk. Helikopterle gökdelenler üzerinden yapılan çekimler, Polis Akademisi yemin töreninde binlerce kişinin aynı anda topuk selamı vermesi, Ali Sürmeli'nin yaptırdığı zikir ayinleri vs. gibi sahneler "görkemliydi" ama yine de klasik Amerikan filmi sahneleriydi. Hizbullah evlerine yapılan baskın sahneleri de başarılıydı.

Türk sinema ve tiyatrosunun bütün tecrübeli oyuncuları seferber edildiğine göre oyunculuğun da başarılı olduğunu söylemeliyiz. Hacı Gümüş'ün daha ilk cümlesinde suçsuzluğuna iknâ olup "yavşamaya" başlayan Mustafa Sandal da, asosyal Türk Polisi tiplemesi Mahsun Kırmızıgül de oyunculuk mesleğinden gelmemelerine rağmen iyiydiler.

Hacı Gümüş'ün Bitlis'teki anasını canlandıran Suna Selen'in yüzündeki botoks ve operasyonla kaldırılmış kaşları, iyi oyunculuğa gölge düşürdü.

"Bilindiği gibi AB uyum yasaları çerçevesinde ülkemizde artık işkence yapılmıyor olup insan hakları alanında önemli adımlar atılmıştır" gibi replikler ise tek kelimeyle utanç vericiydi. Neredeyse, "AB'den sorumlu Devlet Bakanımız Egemen Bağış, gecesini gündüzüne katarak çalışıyor olup, kendisini en yakın zamanda Dışişleri Bakanlığı koltuğunda görmek en büyük arzumuzdur" bile diyeceklerdi...

FBI'ın elinden operasyonla  terör şüphelisi alabilecek kadar organize bir gücün başında bulunan şahsın sadece, "Buban gurban olsun sağa yavrıııımmm" deyip ağlayan sıradan bir "baba yüreği" olduğuna inanmamız da istenmiştir ki bu konuda "Aptal olduğumuza ilişkin vardır bir bildikleri" demekten başka bir yorum yapamıyoruz...

Film boyunca yanlış anlamalara meydan verebilecek bütün durumlar düzeltildi. Örneğin Fırat gibi dindar bir aileden gelen bir polis, normalde Hacı Gümüş'ten bu derece nefret edebilir miydi? Tabii ki edemezdi ve nitekim bu nefretin sebebinin bir yanlış anlaşılma olduğu ortaya çıktı. Mahsun, babasını Hacı Gümüş'ün öldürmediğine hemencecik iknâ oldu ve Hacı'nın "eceli" modundan, Hacı'nın bodyguard'ı moduna geçiverdi...

Mantık çelişkileri hayli vardı. Örneğin, polis Fırat'ın babası 1973 yılında öldürüldüğünde Hacı Gümüş, en fazla 13 yaşlarında bir çocuktur. Dolayısıyla, Fırat'tan en fazla on-on iki yaş büyük olabilir. 1973'te 12 yaşında olduğuna göre 1961 doğumlu demektir. Oysa Hacı Gümüş Fırat'a "oğlum" şeklinde hitap edebilmektedir. Haluk Bilginer'in oynadığı Hacı ayrıca en az 60 yaşlarında bir adamdır.

Yanyana hücrelere konulan Hacı Gümüş ile "Deccal" olarak yakalanan Hizbullah lideri arasındaki fark; veresiye veren bakkal ile peşin alan bakkal arasındaki farkı resmeden esnaf afişi gibiydi. Bak Ali Bak. İşte Gerçek Müslüman...Ali Bak Ali. İşte Pis ve Terörist Müslüman!

Filmin en önemli sahnesi, Hacı Gümüş'ün polis Fırat'ın dedesi tarafından öldürüldüğü sahnedir. Ölmeden önce geçmişteki menfur olayla yüzleşmeye ve de karısını ve kızını (nedense) polis maaşından başka geliri olmayan (üstelik yeni tanıdığı -ve de üstelik -karısı ve kızının hiç de böyle bir ihtiyacı yokken) Fırat'a emanet etmeye vakit bulan Hacı, şehadet getirmeyi aklına getirmemiştir.

"Nasıl olsa aynı Allah'a gitmiyor muyuz"

diye düşündüğünden ölmeden önce şehadet getirmeyi gereksiz buldu belki de...

HaBertaraf.com


Anahtar Kelimeler:

New York'ta Beş MinareMahsun Kırmızıgül

24 Kasım 2010 - 01:28:14
 
Paylaş    
 
Haberin izinsiz kullanılması durumunda yasal işlem yapılacaktır.
 
 
 
Yorumlar
 


Bu kategorideki diğer haberler

01:23CNN Türk'te iç savaş çıktı
00:29Çakır, Kurtlar Vadisi’ne geri mi dönüyor?
18:28"Batılı medya gözden geçirsin"
16:38ERGİN: YÜZDÜK, YÜZDÜK KUYRUĞUNA GELDİK!
12:54Arınç: Medyada sansür ilkelliktir
15:18NTVMSNBC: Hit için erotizm kullanılıyor
13:57Üskül: Medya, şiddet yayınlarını kontrol etmeli
11:35TARAF'TAN ANADOL'A ÖZEL BAŞLIK
11:23AGİT'e bin 200 den fazla gazeteci akredite oldu
10:46GÜLMEKTEN AĞLAMA GARANTİSİ VERİYORUZ
09:43Kuzu ailesi dağılıyor!
22:26Benim oyuncu olmamda öğretmenim Münir Özkul oldu
16:07"Yaygın basın yerelleri bitirmek için uğraşıyor"
15:16Gazeteci İsmail Kalay'ın ev ve iş yeri arandı
13:03MİDE KALDIRAN İŞTAH! -VİDEO-
11:11Gazetecilere gri pasaport
01:28"New York'ta Beş Minare" kilise projesi mi?
00:34Mehmet Baransu'dan Avcı'ya nazire
00:28Posta, Sözcü ve Milliyet'in tirajları hızla düşüyor
00:21Hangi ünlü türkücümüz CNN'e konuk oldu?
18:20Ajanslar istanbul'da buluşuyor
18:15İnternet medyasına düzenleme bakanlıkta
16:33Gazeteci Çakkalkurt ve Durukan beraat etti
12:47Gazeteciler beraat etti
11:33"Meclis'te skandal atama"ya yalanlama!
08:18Aydın Doğan'a bir iyi bir kötü haber
17:54Arınç: Haber kaynakları arttı
16:21Fatih Tekke'den Hürriyet'e yalanlama
16:20Arınç: RTÜK, 465 müeyyide kararı verdi
14:40TRT 6'da yenilik: Hem Kürtçe hem Türkçe dil
Daha fazla haber göster
14:02HORTUMU KAPTIRDI, YAVRUSU KURTARDI!
16:03Medine'de basın minibüsü kaza yaptı
14:46Milliyet özür diledi, Hürriyet dilini yuttu!
07:52Dizilere insan hakları ayarı
18:26Öncü Gazetesi Giresun'da başladı
12:58Yönden, gazetecileri evinde ağırladı
11:18Reyting için hayat karartmayın
19:35BAŞBUĞ'A "MEMUR" DEMENİN BEDELİ...
14:32Tarık Akan'ın yalanını Can Dündar çıkardı!
11:44RTÜK'E EN ÇOK ŞİKÂYETTE SÜRPRİZ!
01:16AP'de Cengiz Çandar ve Ruşen Çakır konuştu
22:56Reyting uğruna Kanal D'den insanlık skandalı!
11:36Kitapta yaşananlar var bir de Emin
11:23Gazeteci Kadri Özen son yolculuğuna uğurlanıyor
10:19AK Partili İncekara: Senaristler ruh hastası
09:23'Kovulmalarımız bizim için şeref madalyasıdır'
00:11Taraf 3 yaşında! Nice yıllara Taraf...
10:15Reyting rezaleti ortaya çıktı
10:05TSK’dan Alman Basın Konseyi’ne şikâyet
12:31CHP'den "komisyon" açıklaması
12:08Haberden dönen gazeteci yaralandı
11:40Günay'dan TRT'deki "Ağca"lı programa tepki
15:19Rusya'da gazetecilere saldırı davaları sil baştan
00:09TORNADO'NUN GAZABI!
19:10İNANILMAZ DALGA BOYU!
18:24Erdoğan, Time'ın yılın adamı listesinde
16:40TRT ve iki çalışanı beraat etti
15:41Çağlar, Olay'ı TMSF'den geri aldı
15:26MİT'ten "Fidan'ın kardeşi" yalanlaması
12:28DEPREM ANI!
00:27Ünlü spiker reklam yıldızı oldu!
20:21Gazeteci, para karşılığı kendini dövdürdü
15:57"Gazetecilerin yıpranma hakkı geri gelmeli"
14:20Erdoğan: Gözümüz Hantepe baskınında
14:07France 24 Erdoğan'a İsrail ve AB'yi sordu
12:34Rum basını: AB ilerleme raporu Türk'ü sevindirdi
12:27Auto Show medyada da zirve yaptı
09:2020 UÇAK VE HELİKOPTER KAZASI KAMERALARDA!
00:39Çarkıfelek'i tek harften nasıl çözdü?
00:20Gazete tirajlarında son durum ne?
21:32ASLAN KAPLAN'LA ÇİFTLEŞİRSE NE OLUR?
17:52Seul Belediyesi'nden gazetecilere resepsiyon
16:53Eyüp Kılıç'ın hayati tehlikesi sürüyor
12:12Erdoğan ve AK Parti'nin tazminat davasına ret
18:22"Yargı kıskacındaki gazetecilere müjde!"
17:01İstiklal Mahkemelerinin tüm arşivi açılmalı
15:15'Dizilerde tecavüz ve küfür meşru gösteriliyor'
11:11Gaziantep'ten Oktay Ekşi'ye kınama
10:25Bölümü değişen TRT çalışanı intihar etti
10:06'N'olur bana da tecavüz et' demişler
09:48Fatmagül Meclis'te
09:35Gazeteci Evrim Çalışkan intihar etti
09:01Taraf yazarı Arıtman'a tazminat ödeyecek
01:24Son reyting kurbanı 'Deli Saraylı' mı?
01:20Başörtülü gazetecilere tanınan yeni haklar
14:09'Haberiniz Olsun' Kozan'daydı
10:42TELEVİZYONLARIN ZATEN "İFFET"İ YOKTU
23:56Bülent Arınç: TRT dünyaya yayın yapıyor
20:07'Ulusal Medyanın Doğu Güneydoğu Algısı'
14:28Rusya'da saldırıya uğrayan gazeteci komada
Daha az haber göster
 
 
 
 
 
 
Alper GÜRKAN
Naipaul, muhafazakâr medya ve düşünce özgürlüğü
 
 
Mustafa YILDIZ
Kafa karışıklığını durultma çabası
 
 
Necmettin EVCİ
Yükselme aralığında Türkiye
 
 
 
 
Öcalan: 1 Marta kadar... Aradan çekileceğim!
 
Haşim Kılıç'a saldırıda ilginç gelişme!
 
ÖZAL: YENİ TANIK VE İFADELER VAR
 
Bozdağ: Takdir kararına mahkeme karışamaz
 
MALİYE 4 BİN 500 PERSONEL ALACAK
 
 
 
 
 
 
 
"Dünya malının esiri olarak onun kapısında yılan gibi kıvrılıp yerlerde sürünmek zilleti, insanı göklere eli boş gönderen bir sefâlet sebebi değil de nedir!...”
HZ. MEVLANA
 
 
 
Havadurumu
 

 
 Dolar
 
1.482
1.492
 
 Euro
1.962 1.977
 
 Sterlin
2.300 2.345
 
 Altın
64.47 65.13
 
 IMKB
66147  
 
 
‘Açığa alma kararını önceden biliyordum’...
 
Cumhurbaşkanı Gül, Balyoz sanığı 3 generalin açığa alınmasını İsviçre yolunda şöyle değerlendirdi: Bu 3 generalin diğerlerinden farkı var. 30 Ağustos’ta bekleme süreleri dolduğu için ya terfi edeceklerdi ya da emekli olmaları gerekiyordu. Dolayısıyla diğerlerinden farklılıkları var. Bu çerçeve içinde düşünülürse daha iyi anlaşılır.
 
 
 
 
  Efsane dizi 'Kurtlar Vadisi Pusu'yla ilgili olarak flaş bir gelişme konuşuluyor.  
 
 
 
  Kanalın iki önemli ismi Mehmet Ali Birand ve Cüneyt Özdemir twitter'da fena kapıştı..    
 
 
 
 
CHP ile BDP'nin "sol blok" olarak adlandırılan olası bir seçim ittifakına nasıl bakıyorsunuz?
 
- Her parti arasında ittifak olabilir. Gayet doğal karşılıyorum.
 
- Bu ittifakın sol değil "Kemalist" bir buluşma olacağını düşünüyorum.
 
- Demokratikleşmeye daha çok hizmet eden bir ittifak olur.
 
- Bölgenin, ülkenin ve demokratikleşmenin aleyhine, tehlikeli bir proje.
 
 
 
 
 
 
 
 


slottyway





 
 
       
Kategoriler   HaBerTaraf HaBertaraf Yayın Hizmetleri
Sahibi ve Genel Müdürü Rıfat YÖRÜK
Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt PEKER (Kurucu)

habertaraf.com'da yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak Betwinner gösterilmeden kullanılamaz.


  mostbet
 
 
Gündem Sağlık-Çevre Hakkımızda
Yazarlar Eğitim Künye
Güncel Bilim-Teknik İletişim
Siyaset Kültür-Sanat Yayın İlkeleri
Dünya Mizah Yorum Kriterleri
Yurt Yaşam
Ekonomi-İş Medya  
Spor Magazin